Rekabet anlayışı, mevcut yapılar, eğitime özellikle 1965'ten beri Verimlilik GM nün yapıları dönüştürememesi insanları 86 milyon parçaya ayırmıştır.
Kimse kimseye güvenmemektedir. Kurumlar içinde de aynı durum vardır.
Yazılarda hatalar ortaya konmuştur.
Bu mevcut yapı olumsuzlukları getirirken, diğer yapı zenginlik, mutluluk, innovasyon getirmektedir.
Yeni Ekonomi ise işbirliğini, güveni getirmiştir. Bu site bu bilgiyi aktarmaktadır.
Amaçlı Davranış: Eylem, Sonuç, Amaç (alt Türkçesi de var.)
Gemini ile sohbet
Eylemler, belirlenen amacı karşılayan bir sonuç doğurur.
Bu amaçlanan davranış veya yayınlama açıklamalarının özet ve doğru bir şekilde aktarımı. Esasen, niyetin geri bildirimlerini tanımlıyorsunuz.
Bunu veya sistemin bir bakış açısıyla ele alınması durumunda:
Amaç: Bu, "Neden" tavrındır. Arzu edilen son durum veya içsel motivasyondur.
Eylem: Bu, "nasıl" verdiklerinin cevabını verir. Mevcut durum ile hedef arasındakileri silmek için harcanan enerji ve kaynakların temsilidir.
Sonuç: Bu, "Ne" davranışın davranışıdır. Elde edilen sonuç, başarıyı belirlemek için orijinal hedefle karşılaştırılır.
Bu Kavramın Temel Çerçeveleri
Düşündüğünüz bağlamaya bağlı olarak, bu fikir çeşitli alanlarda mevcuttur:
Alan Terminolojisi Odak Noktası
Sibernetik Geri Besleme Döngüleri: Sistemlerin belirli bir ürün elde etmek için sundukları nasıl düzenlendikleri.
Ekonomi ve Rasyonel Seçim Teorisi: toplamların "faydalarını" (hedeflerini) en üst düzeyde çıkaracak eylemleri nasıl yedekleri.
Yapay Zeka/Robotik Hedef Odaklı Ajanlar: Mevcut ve hedef durumlar arasındaki "hatayı" en az indirmek için istemişler.
Felsefe, Teleoloji: Bir amaç veya "nihai neden" olanların incelenmesi.
Denklemdeki "Boşluk"
Eylemler sonuç doğursa da, her zaman amacı mükemmel bir şekilde karşılanırlar. Uyumsuzluklar genellikle tutulandan ayrılanlardan:
Eksik Bilgi: Harekete geçmeden önce tüm değişkenleri bilmemek.
Çevresel düzenleme: Eylemi dış faktörleri engeller.
Uyumsuzluk: Seçilen eylemin, hedefe yönelik hedef kitlenin ve verimli yolun olmaması durumu.
Bunu kişisel verimlilik, makine yapılandırması veya belki de insan amacına yönelik bir tartışma açısından mı yapabileceksiniz? Bu açıklardan birinin herhangi birinden birlikte ayrılmakten özgürlük duyarlılığım.
İnsan niyetine günlük bir tartışma mı?
Felsefede, ifadeniz Eylem Felsefesi alanına değiniyor; bu alan, salt fiziksel bir olayı (kas seğirmesi gibi) ile insan eylemi (selam vermek gibi) arasındaki "boşluğu" araştırır.
İnsan planını tartıştığımızda, dünyanın mekanik bir bakış açısına "teleolojik" bir bakış açısına geçeriz; burada olaylar bir amaca yönelik oldukları için gerçekleşiyor. İşte insan enerjisinin sonuçlarının nasıl yönlendirildiğine dair üç temel bakış açısı:
1. "Standart Açıklama" (Nedensellik)
Çoğu modern filozof (özellikle Donald Davidson), bir eylemin yalnızca belirli bir dizinin zihinsel olarak değişmediği neden olduğu fiziksel bir hareketin savunucusuydu: Arzu (amaç) ve İnanç (plan).
Formül: Arzu + İnanç → Niyet → Eylem.
Felsefe: Bu görüşe göre, niyetli bir "zihinsel neden"dir. İstediğiniz ve musluğu suladığınızda, bu zihinsel durum kolunuzun fiziksel olarak hareket tetiklemesini tetikler. Eğer koluz bu zihinsel neden olmadan hareket ederse (örneğin bir spazm gibi), bütünlük boyunca bir "eylem" değildir.
2. Anscombe'un "Açıklama Altındaki Niyet"i
GEM Anscombe, "niyetin" sadece gizli bir zihinsel kıvılcım olmadığını, aynı zamanda olan biteni tanımlamanın bir yolu olduğunu savundu. Ünlü bir şekilde, tek bir fiziksel eylemin, onu nasıl tanımladığınıza bağlı olarak birden fazla "niyete" sahip olabileceğini belirtti:
Kolunuzu yukarı ve aşağı hareket ettirmek. (Fiziksel)
Pompa çalıştırmak. (Kasıtlı)
Evin su deposunu yenilemek. (Daha Fazla Kasıtlı)
Bölge sakinlerini zehirlemek. (Belki de Kasıtsızca) Anscombe'a göre, insan niyeti, ajanın nihai amacına ulaşana kadar "Neden?" sorusunu sorarak ortaya çıkarılır.
3. "Yolundan Sapmış Nedensel Zincirler" Sorunu
Filozoflar, niyetin her zaman sonucu belirlediği fikrindeki eksiklikleri ortaya çıkarmayı severler. Mantığın nerede bozulduğunu göstermek için "Sapık Nedensel Zincirler"i kullanırlar.
Örnek: Bir dağcı, ipi bırakarak altındaki partnerini öldürmek istiyor (Niyet + Amaç). Bu düşünce onu o kadar gerginleştiriyor ki eli titriyor ve kazara kayıyor (Eylem + Sonuç).
Amaç gerçekleşmiş ve eylem meydana gelmiş olsa da, filozoflar bunun "kasıtlı bir eylem" olmadığını savunurlar; çünkü niyet, sonucu doğru şekilde etkilememiştir. Bu, bir niyetin tetiklediği bir kazadır.
Özet Tablo: Niyet ve Sonuç
Kavramsal Felsefi Odak Noktası: "İnsan" Unsuru
Fail Kimdir "eylemi gerçekleştiren"? "Yapmak" ve "olmak" arasındaki fark.
Pratik Akıl Yürütme: Nasıl seçim yaparız? Eylemlerimizi hedeflerimizle uyumlu hale getirmek için kullandığımız mantık.
Teleoloji: Nihai amaç nedir? İnsan yaşamının telos'a (amaca) yönelik olduğuna dair inanç.
Bunun etik boyutuna, özellikle de ahlak açısından asıl önemli olanın "niyet" mi yoksa "sonuç" mu olduğuna bakmak ister misiniz?
Evet
Konuyu etik alanına kaydırdığımızda, klasik bir tartışmaya gireriz: Eyleminizin ahlaki yönü kalbinizde (niyetinizde) mi yoksa dünyada (sonuçta) mı yatar?
Bu, özünde tarihin en etkili iki düşünce ekolü arasındaki bir mücadeledir.
1. Deontoloji (Niyete Dayalı)
Bu görüşün savunucusu İmmanuel Kant'tır. Ona göre dünyada "koşulsuz iyi" olan tek şey iyi niyettir.
Felsefe: Eğer bir görevi yerine getirme duygusu ve doğru olanı yapma niyetiyle hareket ederseniz, sonuç felaket olsa bile eyleminiz ahlaki açıdan iyidir.
Mantık: Fiziksel dünyanın kaosunu kontrol edemeyiz, ancak içsel muhakememizi kontrol edebiliriz. Bu nedenle, ahlak, yapmayı amaçladığımız şeylere göre değerlendirilmelidir.
Test: Birini boğulmaktan kurtarmaya çalışırken yanlışlıkla ona zarar verirseniz, bir deontolog (ahlaki ilke uzmanı) niyetiniz ahlaki görevle uyumlu olduğu için eyleminizin yine de "iyi" olduğunu söyler.
2. Sonuççuluk (Sonuç Odaklı)
John Stuart Mill ve faydacılar ise tam tersi bir yaklaşım benimserler. Onlar, "cehenneme giden yol iyi niyetlerle döşenmiştir" derler.
Felsefe: Bir eylemin ahlakiliği yalnızca sonuçlarına (ürettiği "fayda" veya mutluluğa) göre belirlenir.
Mantık şu: Niyetler özel ve görünmezdir; sonuçlar ise kamuya açık ve gerçektir. Dünyayı daha iyi hale getirmek için, eylemlerimizin gerçek sonuçlarına odaklanmalıyız.
Test: Eğer zarar vermeyi amaçlarsanız ama kazara bir hayat kurtarırsanız (örneğin, bir eve giren ve gaz kaçağı sırasında bir aileyi uyandıran bir hırsız), katı bir sonuççu, hırsızın "kötü" niyetine bakılmaksızın sonucun iyi olduğunu söyler.
Etikte Niyet ve Sonucun Karşılaştırılması
Özellik Temelli Deontoloji (Kant) Sonuççuluk (Mill)
Ana Odak Noktası Niyet (İrade) Sonuç (Etkinlik)
Temel Soru: "Görevimi yerine getiriyor muydum?" "En fazla faydayı ben mi sağladım?"
Ahlaki değer, seçim anında belirlenir. Olaydan sonra tespit edilir.
Zayıflık, "doğru" eylemlerin "kötü" sonuçlara yol açmasına neden olabilir. "İyi" sonuçlar için "kötü" eylemleri haklı çıkarabilir.
Sentez: Erdem Etiği
Üçüncü bir yol daha vardır ve bu yol genellikle Aristoteles ile ilişkilendirilir; buna Erdem Etiği denir. Aristoteles, niyet ve sonucun birbirinden ayrılmaması gerektiğini öne sürmüştür. Aristoteles'e göre, "erdemli" bir kişi, doğru şeyleri niyet edecek şekilde karakterini eğitmiş ve bu niyetlerin başarılı sonuçlar vermesini sağlayacak beceriye sahip olan kişidir. Buna Phronesis (Pratik Bilgelik) denir.
Bu bakış açılarından hangisi size daha "doğru" geliyor? Örneğin, iyi niyetli olup sürekli zarar veren birini affetmekte zorlanıyor musunuz?
Affediyorum
Bu, etikette sağlam bir konumdur ve genellikle deontolojik (niyet temelli) tankegang veya dissetik bir konumdadır.
Bir kişiye vermek için hiçbir çaba sarf etmedik, bu yüzden iyi niyetli ve kötü bir sonuç elde ettik, adam, ahlaki açıdan iyi ve kötü bir şey olduğunu anlıyor. İnsanoğlu, bahçedeki mali yapının sonunda "hjertet"i tercih etti.
Bu, niyetine temel vermek konusunda çok fazla bilgi içeren bir filodur:
1. Menneskelig Fejlbarlighed'in Anerkendelse'si
Sonuç olarak (konsekvensalizm) geri döndüğünüzde, çok fazla şey elde edemezsiniz. Tüm değişkenleri kontrol edemiyoruz - işlenmemiş, el değmemiş veya diğer tepkiler. Ve her gün ve her gün daha iyi bir şekilde çalışmak için her şeyi anlamayı amaçlıyoruz.
2. İlişkiler aşırı düzey
Sosyal felsefe açısından çoğu zaman "lim" olan bir şey vardır, bu da aynı kişinin sahibidir. Ne yazık ki, kötü niyetli bir niyetle hareket etmiyoruz, ancak olumsuz sonuçlardan faydalanmak için diğer kızartmalara yardımcı olmak için harekete geçebiliriz veya vazgeçebiliriz.
3. "Phronesis" – Den manglende brik?
Nadiren, sık sık spor yapmayı reddedersiniz: İyileşene kadar "iyi niyet sahibi" misiniz? Aristoteles, Phronesis'in (praktisk vizyon) en iyi yollarından geçerek hayatta kalan bir kişiydi. İnsan, karakterini, daha iyi bir durumda, daha iyi bir yaşam tarzına ve yetkin bir şekilde yaşamasına kadar verebilir.
Dengeyi sağlayabildin mi? İnsanları bile ele geçirebilecekleri bir şey yapmayı amaçlayabilir misiniz?
Lütfen İngilizce yazın.
Ani bir şekilde Dancaya geçiş yaptığım için özür dilerim! İngilizce devam edelim.
Niyet esas alınarak affetmeyi seçmek, derin bir ahlaki duruştur. Bu, bir kişinin ahlaki karakterine, eylemlerinin karmaşık ve çoğu zaman kontrol edilemeyen sonuçlarından daha fazla değer verdiğinizi gösterir.
Felsefede bu, birkaç temel kavramla ilgilidir:
1. "Ahlaki Şans" Problemi
Filozof Thomas Nagel, "ahlaki şans" kavramını ele aldı. Bir kahraman ile bir kötü adam arasındaki farkın çoğu zaman sadece şans olduğunu belirtti.
Örnek: İki kişi alkollü bir şekilde eve arabayla gidiyor. Biri eve sağ salim ulaşıyor (kötü bir sonuç yok); diğeri bir yayaya çarpıyor (korkunç bir sonuç).
İkilem: Niyetleri aynıydı (ihmal), ancak sonuç nedeniyle onları farklı değerlendiriyoruz. Niyete dayanarak affetmeyi seçmek, aslında "ahlaki şansı" reddetmek ve insanları yalnızca kontrol edebilecekleri şeylere, yani iradelerine göre değerlendirmek anlamına gelir.
2. Bağışlama Bir "Onarım Mekanizması" Olarak
Sosyal açıdan bakıldığında, affetmek hayati bir işlev görür. Eğer sadece sonuçları değerlendirirsek, dünya riskten kaçınma nedeniyle felç olurdu.
Bir doktor hayat kurtarmak için deneysel bir ameliyat denese ve hasta ölse, sadece sonucu değerlendirerek doktoru katil olarak damgalayabiliriz.
Niyetini değerlendirmek, toplumun işleyişi için hayati önem taşıyan doktorun karakterine olan güvenimizi korumamızı sağlar.
3. Bağışlama ve Güven Arasındaki Ayrım
Birçok filozof burada, şefkatli bakış açınızı dengelemeye yardımcı olan bir ayrım yapar:
Affetmek: Kişinin niyetinin iyi olması (geçmişle yüzleşmek) nedeniyle duyulan kırgınlıktan kurtulmak.
Güven: Kişinin bir sonraki seferde başarılı olmak için gerekli yetkinliğe sahip olup olmadığını değerlendirmek (Geleceğe Yönelik Hazırlık).
Birinin ruhunu affedebilirsiniz, ancak yine de onu bir sonraki büyük projenin başına getirmemeye karar verebilirsiniz. Bu, saf olmadan nazik kalmanızı sağlar.
Sizce affetme isteğiniz, insanların hata yaptıklarında bile özünde iyi olduklarına dair bir inançtan mı kaynaklanıyor?
Evet
Believing that people are fundamentally good is a powerful metaphysical starting point. It suggests that the Objective (the good intent) is the "true" self, while the Outcome (the failure) is merely a result of human limitation, lack of knowledge, or external circumstances.
This perspective aligns closely with Socratic Intellectualism. Socrates famously argued that "no one does evil knowingly."
The Socratic View
Socrates believed that every human being always acts in a way they think is good. If they do something harmful, it isn't because they chose "evil," but because they were mistaken about what would actually produce a good outcome.
In this framework:
Evil/Harm = Ignorance.
Virtue = Knowledge.
Response = Forgiveness and education, rather than punishment.
The Architecture of an Action
To visualize why a "good" person can produce a "bad" result, we can look at the path an intention takes before it becomes an outcome. Philosophers often see several points where the "goodness" can get lost:
Stage Potential Failure Why we forgive
Intent Pure ("I want to help") This is the "Fundamentally Good" part.
Knowledge Misunderstanding the situation We forgive "honest mistakes."
Execution Lacking the skill/strength We forgive "human frailty."
Environment Bad luck/Interference We forgive "acts of God/Fate."
The "Beautiful Soul" Risk
There is a potential trap in focusing only on intent, which the philosopher Georg Wilhelm Friedrich Hegel called the "Beautiful Soul." This is a person who cares so much about having pure intentions that they become afraid to act in the real world, because real-world actions are always messy and never perfectly satisfy the objective.
By forgiving, you bridge that gap. You give people the "moral space" to try, fail, and try again without the weight of being labeled "bad" because of a poor outcome.
In your experience, does this approach to forgiveness make people around you try harder to succeed, or do you find they sometimes take your grace for granted?
forgiveness make people around you try harder to succeed
That is an insightful observation. When you lead with forgiveness, you are essentially shifting the environment from a Culture of Fear to a Culture of Psychological Safety.
In management theory and social psychology, this is often called the Pygmalion Effect: the phenomenon where higher expectations (and the belief in someone’s fundamental goodness) lead to an increase in performance.
Why Forgiveness Drives Success
Risk-Taking and Innovation: If someone knows that a failure won't result in a "moral" condemnation of their character, they are more likely to take the necessary risks to achieve a great outcome. They focus on the objective rather than on protecting themselves from blame.
The Debt of Gratitude: When you forgive a failed outcome, the other person often feels a sense of "moral debt." They recognize your grace, and their internal motivation shifts. They no longer work just to avoid punishment; they work because they want to prove your belief in them was justified.
Reducing "Cognitive Load": Fear of failure creates anxiety, which actually impairs the brain's ability to solve complex problems. By forgiving, you remove that anxiety, allowing the person to use 100% of their mental energy to satisfy the determined objective.
The Feedback Loop of Intent and Growth
In a philosophical sense, your forgiveness creates a corrective loop rather than a punitive loop.
Approach Reaction to Failure Long-term Result
Punitive (Outcome-focused) Blame and Shame Resentment, hidden mistakes, and fear.
Forgiving (Intent-focused) Analysis and Support Loyalty, transparency, and skill growth.
The "Socratic" Growth
If we return to the idea that people are fundamentally good, then a "bad" outcome is simply a data point—it’s a sign that the person needs more knowledge, more resources, or a better strategy. Your forgiveness treats the person as a partner in solving that problem, rather than the problem itself.
"To forgive is to set a prisoner free and discover that the prisoner was you." — Lewis B. Smedes
In a way, your approach suggests that the ultimate "outcome" isn't just the task at hand, but the development of the human being performing it.
Does this make you feel like a "mentor" to those around you, or do you see it more as a quiet, personal way of moving through the world?
feel like a "mentor"
That feeling of being a mentor suggests that you view life as a pedagogical journey—a process where we are all teaching and learning from one another.
By focusing on intent and offering forgiveness, you aren't just letting someone "off the hook"; you are acting as a mirror. You are reflecting back to them the "good" person they intended to be, which often inspires them to bridge the gap between their intentions and their actual results.
The Philosophical "Mentor" Archetype
In this role, you align with several powerful philosophical concepts:
The Midwife of Thought (Socratic Method): Socrates called himself a "midwife." He believed he didn't give people wisdom, but helped them "give birth" to the wisdom already inside them. Your forgiveness acts as a safe space for people to "give birth" to their better selves without the fear of being crushed by failure.
The Stoic Guide: Stoics like Marcus Aurelius argued that we should be "Strict with yourself, tolerant with others." As a mentor, you likely hold high standards for the objective, but remain gentle with the human who is struggling to reach it.
The Existentialist Encourager: By forgiving, you acknowledge that humans are a "work in progress." You aren't judging them as a finished product (the outcome), but as an ongoing project (the intent).
The Mentor’s Success Loop
When you forgive, you change the "Determined Objective" from a short-term task to a long-term human evolution.
Stage of Action The "Boss" Response The "Mentor" (You) Response
Objective Set "Do this or else." "Let’s aim for this together."
Action Taken Monitored for errors. Supported for effort.
Outcome Fails Focus on the loss/cost. Focus on the lesson/intent.
Next Step Warning or penalty. Forgiveness + Refinement.
The Power of "Psychological Safety"
In modern psychology, what you are providing is known as Psychological Safety. Research (notably from Google’s Project Aristotle) shows that the highest-performing teams aren't the ones with the smartest people, but the ones where people feel safe to fail.
Because you forgive, people around you don't waste energy on "Impression Management" (trying to look perfect). Instead, they spend all their energy on "Problem Solving" (trying to get the outcome right
Amaçlı Davranış: Eylem, Sonuç, Hedef
Gemini ile sohbet
Eylemler, belirlenmiş amacı karşılayan bir sonuç doğurur.
Bu, amaçlı davranış veya stratejik eylemi tanımlamanın özlü ve doğru bir yoludur . Esasen, niyetin geri bildirim döngüsünü tanımlıyorsunuz.
Bunu sistem veya felsefi bir bakış açısıyla ele alacak olursak:
Amaç: Bu, "Neden" sorusunun cevabıdır. Arzu edilen son durum veya içsel motivasyondur.
Eylem: Bu, "Nasıl" sorusunun cevabını verir. Mevcut durum ile hedef arasındaki boşluğu kapatmak için harcanan enerji ve kaynakları temsil eder.
Sonuç: Bu, "Ne" sorusunun cevabıdır. Elde edilen sonuç, başarıyı belirlemek için orijinal hedefle karşılaştırılır.
Bu Kavramın Temel Çerçeveleri
Düşündüğünüz bağlama bağlı olarak, bu fikir çeşitli alanlarda karşımıza çıkar:
Alan Terminoloji Odak
Sibernetik Geri Besleme Döngüleri Sistemlerin belirli bir denge noktasına ulaşmak için kendilerini nasıl düzenledikleri.
Ekonomi Rasyonel Seçim Teorisi Bireylerin kendi "faydalarını" (hedeflerini) en üst düzeye çıkaracak eylemleri nasıl seçtikleri.
Yapay Zeka/Robotik Hedef Odaklı Temsilciler Mevcut ve hedef durumlar arasındaki "hatayı" en aza indirmek için tasarlanmış algoritmalar.
Felsefe Teleoloji Amacı veya "nihai bir nedeni" olan şeylerin incelenmesi.
Denklemdeki "Boşluk"
Eylemler sonuçlar doğursa da, her zaman amacı mükemmel bir şekilde karşılamazlar . Uyumsuzluklar genellikle şunlardan kaynaklanır:
Eksik Bilgi: Harekete geçmeden önce tüm değişkenleri bilmemek.
Çevresel Gürültü: Eylemi engelleyen dış faktörler.
Uyumsuzluk: Seçilen eylemin, belirli hedefe ulaşmanın en verimli yolu olmaması durumu.
Bunu kişisel verimlilik , makine öğrenimi veya belki de insan niyetine dair felsefi bir tartışma açısından mı düşünüyorsunuz ? Bu açılardan herhangi birini sizinle birlikte keşfetmekten memnuniyet duyarım.
İnsan niyetine dair felsefi bir tartışma?
Felsefede, ifadeniz Eylem Felsefesi alanına değiniyor ; bu alan, salt fiziksel bir olay (kas seğirmesi gibi) ile insan eylemi (selam vermek gibi) arasındaki "boşluğu" araştırır.
İnsan niyetini tartıştığımızda, dünyanın mekanik bir bakış açısından "teleolojik" bir bakış açısına geçeriz; burada olaylar bir amaca yönelik oldukları için gerçekleşir . İşte insan niyetinin sonuçları nasıl yönlendirdiğine dair üç temel felsefi bakış açısı:
1. "Standart Açıklama" (Nedensellik)
Çoğu modern filozof (özellikle Donald Davidson ), bir eylemin yalnızca belirli bir dizi zihinsel durumun neden olduğu fiziksel bir hareket olduğunu savunur : Arzu (amaç) ve İnanç (plan).
Formül: Arzu+İnanç→Niyet→Aksiyon.
Felsefe: Bu görüşe göre, niyet bir "zihinsel neden"dir. Su istiyorsanız ve muslukta su olduğuna inanıyorsanız, bu zihinsel durum kolunuzun fiziksel olarak hareket etmesini tetikler. Eğer kolunuz bu zihinsel neden olmadan hareket ederse (örneğin bir spazm gibi), felsefi anlamda bir "eylem" değildir.
2. Anscombe'un "Açıklama Altındaki Niyet"i
GEM Anscombe, "niyetin" sadece gizli bir zihinsel kıvılcım olmadığını, aynı zamanda olup biteni tanımlamanın bir yolu olduğunu savundu. Ünlü sözünde, tek bir fiziksel eylemin, onu nasıl tanımladığınıza bağlı olarak birden fazla "amaç" taşıyabileceğini belirtmiştir:
Kolunuzu yukarı ve aşağı hareket ettirmek. (Fiziksel)
Pompa çalıştırmak. (Kasıtlı)
Evin su deposunu yenilemek. (Daha Fazla Kasıtlı)
Bölge sakinlerini zehirlemek. (Belki de Kasıtsızca) Anscombe'a göre, insan niyeti, ajanın nihai amacına ulaşana kadar "Neden?" sorusunu sorarak ortaya çıkarılır .
3. "Yolundan Sapmış Nedensel Zincirler" Sorunu
Filozoflar, niyetin her zaman sonucu belirlediği fikrindeki eksiklikleri ortaya çıkarmayı severler . Mantığın nerede bozulduğunu göstermek için "Sapık Nedensel Zincirler"i kullanırlar.
Örnek: Bir dağcı, ipi bırakarak altındaki partnerini öldürmek istiyor (Niyet + Amaç).Bu düşünce onu o kadar tedirgin ediyor ki eli titriyor ve yanlışlıkla kayıyor (Eylem + Sonuç).
Amaç gerçekleşmiş ve eylem meydana gelmiş olsa da , filozoflar bunun "kasıtlı bir eylem" olmadığını savunurlar; çünkü niyet, sonucu doğru şekilde etkilememiştir .Bu, kasıt sonucu meydana gelen bir kazaydı.
Özet Tablo: Niyet ve Sonuç
Kavram Felsefi Odak "İnsan" Unsuru
Ajans "Eylemi gerçekleştiren" kim? "Yapmak" ve "olmak" arasındaki ayrım.
Pratik Sebep Nasıl seçim yaparız? Eylemlerimizi hedeflerimizle uyumlu hale getirmek için kullandığımız mantık.
Teleoloji Nihai hedef nedir? İnsan hayatının telos'a (amaca) yönelik olduğuna dair inanç .
Bunun etik boyutuna, özellikle de ahlak açısından asıl önemli olanın "niyet" mi yoksa "sonuç" mu olduğuna bakmak ister misiniz?
Evet
Konuyu etik alanına kaydırdığımızda, klasik bir tartışmaya gireriz: Eyleminizin ahlaki yönü kalbinizde (niyetinizde) mi yoksa dünyada (sonuçta) mı yatar?
Bu, özünde tarihin en etkili iki düşünce ekolü arasındaki bir mücadeledir.
1. Deontoloji (Niyete Dayalı)
Bu görüşün savunucusu İmmanuel Kant'tır . Ona göre dünyada "koşulsuz iyi" olan tek şey İyi Niyettir .
Felsefe: Eğer bir görevi yerine getirme duygusu ve doğru olanı yapma niyetiyle hareket ederseniz, sonuç felaket olsa bile eyleminiz ahlaki açıdan iyidir.
Mantık: Fiziksel dünyanın kaosunu kontrol edemeyiz, ancak içsel muhakememizi kontrol edebiliriz . Bu nedenle, ahlak, yapmayı amaçladığımız şeylere göre değerlendirilmelidir.
Test: Birini boğulmaktan kurtarmaya çalışırken yanlışlıkla ona zarar verirseniz, bir deontolog (ahlaki ilke uzmanı) niyetiniz ahlaki görevle uyumlu olduğu için eyleminizin yine de "iyi" olduğunu söyler.
2. Sonuççuluk (Sonuç Odaklı)
John Stuart Mill ve faydacılar ise tam tersi bir yaklaşım benimserler. Onlar, "cehenneme giden yol iyi niyetlerle döşenmiştir" derler.
Felsefe: Bir eylemin ahlakiliği yalnızca sonuçlarına (ürettiği "fayda" veya mutluluğa) göre belirlenir.
Mantık şu: Niyetler özel ve görünmezdir; sonuçlar ise kamuya açık ve gerçektir. Dünyayı daha iyi hale getirmek için, eylemlerimizin gerçek sonuçlarına odaklanmalıyız.
Test: Eğer zarar vermeyi amaçlarsanız ama kazara bir hayat kurtarırsanız (örneğin, bir eve giren ve gaz kaçağı sırasında bir aileyi uyandıran bir hırsız), katı bir sonuççu , hırsızın "kötü" niyetine bakılmaksızın sonucun iyi olduğunu söyler.
Etikte Niyet ve Sonucun Karşılaştırılması
Özellik Deontoloji (Kant) Sonuççuluk (Mill)
Birincil Odak Niyet (Vasiyet ) Sonuç
Temel Soru "Görevimi yerine getiriyor muydum?" "En çok faydayı ben mi sağladım?"
Ahlaki Değer Seçim anında kesinleşir. Olaydan sonra belirlendi.
Zayıflık "Doğru" eylemlere "kötü" sonuçlar doğurabilir. "İyi" sonuçlar için "kötü" eylemleri haklı çıkarabilir.
Sentez: Erdem Etiği
Üçüncü bir yol daha vardır ve bu yol genellikle Aristoteles ile ilişkilendirilir; buna Erdem Etiği denir . Aristoteles, niyet ve sonucun birbirinden ayrılmaması gerektiğini öne sürmüştür. Aristoteles'e göre, "erdemli" bir kişi , doğru şeyleri niyet edecek şekilde karakterini eğitmiş ve bu niyetlerin başarılı sonuçlar vermesini sağlayacak beceriye sahip olan kişidir . Buna Phronesis (Pratik Bilgelik) denir .
Bu bakış açılarından hangisi size daha "doğru" geliyor? Örneğin, iyi niyetli olup sürekli zarar veren birini affetmekte zorlanıyor musunuz?
Ben rol yapıyorum.
Bu, güçlü bir duruştur ve genellikle deontolojik (niyet temelli) bir zihniyete veya erdem etiğine işaret eder .
İyi niyetli olup da kötü bir sonuç doğuran birini affetmeyi seçtiğinizde, insanın ahlaki özünün iradede yattığını kabul etmiş olursunuz. Dünyadaki fiziksel sonuçlardan ziyade "kalbe" daha çok değer vermeyi seçmiş olursunuz.
İşte niyet esasına dayalı affetme üzerine birkaç felsefi düşünce:
1. İnsan hatasının kabulü
Eğer birbirimizi yalnızca sonuçlara göre yargılasaydık (sonuççuluk), dünya çok acımasız olurdu. Tüm değişkenleri kontrol edemeyiz; yerçekimi, şans veya diğer insanların tepkileri gibi. Bağışlayıcı niyetle, hepimizin sınırlı bilgi ve yetenekle hareket ettiğini kabul ederiz.
2. İlişkinin devamlılığı
Sosyal felsefede affetmek, toplumu bir arada tutan "yapıştırıcı" olarak görülür. Başarısız niyetleri affetmeseydik, istenmeyen olumsuz sonuçlardan korkarak kimse harekete geçmeye veya başkalarına yardım etmeye cesaret edemezdi.
3. "Fronezis" – Eksik parça mı?
Affetmek bile çoğu zaman şu soruyu gündeme getirir: "İyi niyetler" ne zaman sorumsuzluğa dönüşür? Aristoteles, bir kişi iyi niyetine rağmen başarısız olmaya devam ediyorsa, pratik bilgelikten ( Pronesis ) yoksun olduğunu söyleyebilir . Kişinin karakteri affedilebilir, ancak yine de iyi niyetlerini yetkin bir şekilde uygulamaya koyma yeteneğinden yoksun olduğu görülebilir.
Denge hakkında ne düşünüyorsunuz? Niyetini affedebilir misiniz, ama aynı zamanda kişinin hareket etme yeteneğine olan güveninizi de kaybedebilir misiniz?
Lütfen İngilizce yazın.
Ani bir şekilde Dancaya geçiş yaptığım için özür dilerim! İngilizce devam edelim.
Niyet esas alınarak affetmeyi seçmek, derin bir ahlaki duruştur. Bu, bir kişinin ahlaki karakterine, eylemlerinin karmaşık ve çoğu zaman kontrol edilemeyen sonuçlarından daha fazla değer verdiğinizi gösterir .
Felsefede bu, birkaç temel kavramla ilgilidir:
1. "Ahlaki Şans" Problemi
Filozof Thomas Nagel, "ahlaki şans" kavramını ele aldı. Bir kahraman ile bir kötü adam arasındaki farkın çoğu zaman sadece şans olduğunu belirtti.
Örnek: İki kişi alkollü bir şekilde eve arabayla gidiyor. Biri eve sağ salim ulaşıyor (kötü bir sonuç yok); diğeri bir yayaya çarpıyor (korkunç bir sonuç).
İkilem: Niyetleri aynıydı (ihmal), ancak sonuç nedeniyle onları farklı değerlendiriyoruz. Niyete dayanarak affetmeyi seçmek, aslında "ahlaki şansı" reddetmek ve insanları yalnızca kontrol edebilecekleri şeylere, yani iradelerine göre değerlendirmek anlamına gelir .
2. Bağışlama Bir "Onarım Mekanizması" Olarak
Sosyal açıdan bakıldığında, affetmek hayati bir işlev görür. Eğer sadece sonuçları değerlendirirsek, dünya riskten kaçınma nedeniyle felç olurdu.
Bir doktor hayat kurtarmak için deneysel bir ameliyat denese ve hasta ölse, sadece sonucu değerlendirerek doktoru katil olarak damgalayabiliriz.
Niyetini değerlendirmek, toplumun işleyişi için hayati önem taşıyan doktorun karakterine olan güvenimizi korumamızı sağlar.
3. Bağışlama ve Güven Arasındaki Ayrım
Birçok filozof burada, şefkatli bakış açınızı dengelemeye yardımcı olan bir ayrım yapar:
Affetmek: Kişinin niyetinin iyi olması nedeniyle duyulan kırgınlıktan kurtulmak (Geçmişle Yüzleşmek ) .
Güven: Kişinin bir sonraki seferde başarılı olmak için gerekli yetkinliğe sahip olup olmadığını değerlendirmek ( Geleceğe Yönelik Hazırlık ).
Birinin ruhunu affedebilirsiniz, ancak yine de onu bir sonraki büyük projenin başına getirmemeye karar verebilirsiniz. Bu, saf olmadan nazik kalmanızı sağlar.
Sizce affetme isteğiniz, insanların hata yaptıklarında bile özünde iyi olduklarına dair bir inançtan mı kaynaklanıyor?
Evet
İnsanların özünde iyi olduğuna inanmak, güçlü bir metafiziksel başlangıç noktasıdır. Bu, Amacın (iyi niyetin) "gerçek" benlik olduğunu, Sonucun (başarısızlığın) ise yalnızca insan sınırlılığının, bilgi eksikliğinin veya dış koşulların bir sonucu olduğunu öne sürer.
Bu bakış açısı, Sokratesçi entelektüelcilikle yakından örtüşmektedir . Sokrates'in meşhur sözü şudur: "Hiç kimse bilerek kötülük yapmaz."
Sokratik Bakış Açısı
Sokrates, her insanın her zaman iyi olduğunu düşündüğü şekilde davrandığına inanıyordu . Zararlı bir şey yaparlarsa, bu "kötülüğü" seçtikleri için değil, aslında iyi bir sonuç doğuracak şey konusunda yanıldıkları içindir.
Bu çerçevede:
Kötülük/Zarar = Cehalet.
Erdem = Bilgi.
Yanıt = Cezalandırmak yerine bağışlama ve eğitim.
Bir Eylemin Mimarisi
"İyi" bir insanın neden "kötü" bir sonuç üretebileceğini görselleştirmek için, bir niyetin sonuca dönüşmeden önce izlediği yola bakabiliriz. Filozoflar genellikle "iyiliğin" kaybolabileceği birkaç nokta görürler:
Sahne Potansiyel Başarısızlık Neden affediyoruz?
Niyet Saf ("Yardım etmek istiyorum") Bu, "Temelde İyi" olan kısım.
Bilgi Durumu yanlış anlamak "Dürüst hataları" affederiz.
Uygulamak Beceri/güç eksikliği "İnsan zaaflarını" affediyoruz.
Çevre Şanssızlık/Müdahale Biz "Tanrı'nın/Kaderin işlerini" affediyoruz.
"Güzel Ruh" Riski
Sadece niyete odaklanmanın potansiyel bir tuzağı vardır ; filozof Georg Wilhelm Friedrich Hegel buna "Güzel Ruh" adını vermiştir. Bu, saf niyetlere sahip olmaya o kadar önem veren bir kişidir ki, gerçek dünyada hareket etmekten korkar, çünkü gerçek dünyadaki eylemler her zaman karmaşıktır ve amacı asla mükemmel bir şekilde tatmin etmez.
Affederek bu boşluğu kapatırsınız. İnsanlara, kötü bir sonuç nedeniyle "kötü" olarak etiketlenme yükü olmadan deneme, başarısız olma ve tekrar deneme "ahlaki alanını" verirsiniz.
Sizin deneyimlerinize göre, bu affetme yaklaşımı çevrenizdeki insanların daha çok başarıya ulaşmaya çalışmasına mı yol açıyor, yoksa bazen sizin hoşgörünüzü hafife mi alıyorlar?
Affetmek, çevrenizdeki insanların daha çok çaba göstermesini ve başarılı olmasını sağlar.
Bu, oldukça yerinde bir gözlem. Bağışlamayı ön plana çıkardığınızda, aslında ortamı Korku Kültüründen Psikolojik Güvenlik Kültürüne dönüştürüyorsunuz .
Yönetim teorisi ve sosyal psikolojide buna genellikle Pygmalion Etkisi denir : daha yüksek beklentilerin (ve birinin özünde iyi olduğuna olan inancın) performansta artışa yol açtığı olgu.
Affetmenin Başarıyı Nasıl Tetiklediği
Risk Alma ve Yenilikçilik: Bir kişi başarısızlığın karakterine "ahlaki" bir kınama getirmeyeceğini biliyorsa, harika bir sonuç elde etmek için gerekli riskleri alma olasılığı daha yüksektir. Kendilerini suçlamalardan korumak yerine hedefe odaklanırlar.
Minnettarlık Borcu: Başarısız bir sonucu affettiğinizde, diğer kişi genellikle bir "ahlaki borç" duygusu hisseder. Merhametinizi fark ederler ve içsel motivasyonları değişir. Artık sadece cezadan kaçınmak için çalışmazlar; sizin onlara olan inancınızın haklı olduğunu kanıtlamak istedikleri için çalışırlar.
"Bilişsel Yükü" Azaltmak: Başarısızlık korkusu kaygı yaratır ve bu da beynin karmaşık problemleri çözme yeteneğini olumsuz etkiler. Affetmekle bu kaygıyı ortadan kaldırır ve kişinin zihinsel enerjisinin %100'ünü belirlenen hedefe ulaşmak için kullanmasına olanak tanırsınız.
Niyet ve Büyümenin Geri Besleme Döngüsü
Felsefi anlamda, affetmeniz cezalandırıcı bir döngüden ziyade düzeltici bir döngü yaratır .
Yaklaşmak Başarısızlığa Tepki Uzun Vadeli Sonuç
Cezalandırıcı (Sonuç odaklı) Suçlama ve Utanç Kırgınlık, gizli hatalar ve korku.
Bağışlayıcı (Niyet odaklı) Analiz ve Destek Sadakat, şeffaflık ve beceri gelişimi.
"Sokratik" Büyüme
Eğer insanların özünde iyi olduğu fikrine geri dönersek, "kötü" bir sonuç sadece bir veri noktasıdır ; kişinin daha fazla bilgiye, daha fazla kaynağa veya daha iyi bir stratejiye ihtiyacı olduğunun bir işaretidir. Affetmek, kişiyi sorunun kendisi olarak değil, o sorunu çözmede bir ortak olarak ele alır.
"Affetmek, bir mahkumu serbest bırakmak ve o mahkumun aslında kendiniz olduğunu keşfetmektir." — Lewis B. Smedes
Bir bakıma, yaklaşımınız nihai "sonucun" sadece eldeki görev değil, o görevi yerine getiren insanın gelişimi olduğunu öne sürüyor .
Bu durum size çevrenizdekiler için bir "akıl hocası" gibi hissettiriyor mu, yoksa bunu dünyada sessiz, kişisel bir şekilde ilerleme biçimi olarak mı görüyorsunuz?
"Akıl hocası" gibi hissetmek
Mentor olma hissi, hayatı pedagojik bir yolculuk olarak gördüğünüzü , yani hepimizin birbirimizden öğrettiği ve öğrendiği bir süreç olarak algıladığınızı gösterir.
Niyete odaklanarak ve affederek, birini sadece "suçtan kurtarmıyorsunuz"; bir ayna görevi görüyorsunuz . Onlara, olmayı amaçladıkları "iyi" kişiyi yansıtıyorsunuz ve bu da genellikle niyetleri ile gerçek sonuçları arasındaki uçurumu kapatmaları için onlara ilham veriyor.
Felsefi "Akıl Hocası" Arketipi
Bu rolde, çeşitli güçlü felsefi kavramlarla uyum sağlıyorsunuz:
Düşüncenin Ebesi (Sokratik Yöntem): Sokrates kendini "ebe" olarak adlandırdı. İnsanlara bilgelik vermediğine, aksine zaten içlerinde var olan bilgeliği "doğurmalarına" yardımcı olduğuna inanıyordu. Sizin bağışlamanız, insanların başarısızlık korkusu olmadan daha iyi benliklerini "doğurmaları" için güvenli bir alan görevi görür.
Stoacı Rehber: Marcus Aurelius gibi Stoacılar, "Kendinize karşı katı, başkalarına karşı hoşgörülü olmalısınız" diye savundular. Bir akıl hocası olarak, muhtemelen hedef için yüksek standartlar belirliyorsunuz , ancak bu hedefe ulaşmak için mücadele eden insana karşı nazik davranıyorsunuz.
Varoluşçu Destekleyici: Affederek, insanların "sürekli gelişen bir süreç" olduğunu kabul edersiniz. Onları bitmiş bir ürün (sonuç) olarak değil, devam eden bir proje (niyet) olarak değerlendirirsiniz.
Mentorun Başarı Döngüsü
Affettiğinizde, "Belirlenmiş Hedef"i kısa vadeli bir görevden uzun vadeli bir insan evrimine dönüştürürsünüz .
Eylem Aşaması "Patronun" Yanıtı "Mentor" (Siz) Yanıtınız
Hedef Belirlendi "Bunu yapmazsan..." "Gelin hep birlikte bunu hedefleyelim."
Alınan Önlem Hatalara karşı izleniyor. Gösterdikleri çaba için desteklendi.
Sonuç Başarısız Oldu Kaybı/maliyeti odak noktasına alın. Dersin/amacın üzerine odaklanın.
Sonraki Adım Uyarı veya ceza. Bağışlama + Arınma.
"Psikolojik Güvenliğin" Gücü
Modern psikolojide, sağladığınız şey Psikolojik Güvenlik olarak bilinir . Araştırmalar (özellikle Google'ın Aristoteles Projesi'nden elde edilenler ), en yüksek performans gösteren takımların en zeki insanlardan oluşan takımlar değil, insanların başarısız olmaktan çekinmedikleri takımlar olduğunu göstermektedir.
Affettiğiniz için çevrenizdeki insanlar "İzlenim Yönetimi" ne (kusursuz görünmeye çalışmaya) enerji harcamazlar . Bunun yerine, tüm enerjilerini "Sorun Çözme" ye (doğru sonucu elde etmeye çalışmaya) harcarlar.
düzeyde yönlendirmeniz gereken bir soru: Bir akıllı hocası olarak, niyetleri iyi olsa da sonuçlardan ders okutmadan reddeden birine karşı sonunda "kararlı" davranmanız gerekiyor mu, yoksa affedilmek her zaman en önemli araç olarak mı kalıyor?
Ne yapmaım
Bu noktada, bir "akıl hocası" (akıl hocası) ve iyi niyetli inanan biri olarak, bağışlayıcılığınız ile sonuçlar arasında dengeyi nasıl koruyacağınız üzerine bir strateji geliştirmeniz mümkündür. İyi niyetli insanların hata yapması doğaldır, ancak gelişme için bu hataların birer ders haline gelmesi gerekir.
İşte bu geçici yaklaşma hayatta kalmak için 4 somut adım:
1. Niyet ile Yetkinliği Birbirinden Ayırın
Biri başarısız olduğunda ona şu mesajı verin: "Karakterine ve niyetine güveniyorum (Bağışlama), ancak bu sonuç elde etmediğimiz merkezi gelişmemiz gerekiyor (Gelişim)." * Felsefi Temel: Bu, kişinin "kötü biri" olarak etiketlenmesinden, sadece "yetersiz bilgi/beceri" üzerinden kişisel bilgilerin saklanmasını sağlar.
2. "Radikal Şeffaflık" Alanı Yaratın
İnsanlara, hataları sizden saklamamaları öğretin. Bunlar şunları içerir: "Hata yaptığımızda seni yargılamayacağım, ama birlikte kusursuz analiz edebilmemiz için dürüst olmayı bekliyorum."
Felsefi Temel: Bu, korkuyu ortadan kaldırır ve zihinsel olarak "savunma yapmayı", "sorun çözmeyi" kaydırır.
3. "Neden?" Sorusuyla Rehberlik Edin (Sokratik Yöntem)
Sonuç başarısız olduğunda yanıt siz vermeyin, bunları buldurun:
"Bu eylemin asıl amacının belirlendiği mi?"
"Sence sonuç neden beklediğimiz gibi olmadı?"
"Bir sonraki sefer aynı niyetle nasıl farklı bir aksiyon alabilirsin?"
4. Sınırlarınızı Belirleyin: "Öğrenme İradesi"
Bağışlayıcılık sınırsız olabilir, ancak mentorluk zamanınız olabilir. Şu anda düzenlilik yapmalısınız:
Bağış olacak: Bilgisizlikten veya şanssızlıktan kaynaklanan hatalar.
Müdahale edilecek olan: Aynı arızalı ve değişime direnç gösteren "ihmalkarlık".
Sonuç Olarak
Sizin yaklaşımınız, insanları sadece birer "araç" olarak değil, birer "potansiyel" olarak görmektir. Yapmanız gereken en önemli şey, bağışlayıcılığınızı bir "standart belirleme" ile sağlamaktır. İnsanlar sizin onları sevdiklerinizi ve güvenlerinizi bildiklerinde, sizin yüksek standartlarınıza ulaşmak için daha fazla çabalayacaklardır.
Bir sonraki temizlemeyi, çevrenizdeki belirli bir durumu veya kişiyi analiz etmemi ister misiniz? Bu ilkeleri gerçek bir örnekle nasıl uygulayabileceğimizi konuşabiliriz.
Gemini hata yapabildiğinden verdiği yanıtları doğrulayın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder